Siyasal dincilik kavramı Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan bir konu haline gelmiştir. Özellikle önemli siyasi figürlerin yargı süreçlerinin kutsal aylara denk getirilmesi kamuoyunda çeşitli yorumlara yol açmaktadır. Bu bağlamda Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçimin iptali tutuklanması ve yargılamasının farklı Ramazan aylarına rastlaması dikkat çekici bir örnektir. Yazar bu durumun tesadüf olmadığını belirterek zihinlerin bulanıklaştığı dönemlerde hafızayı tazelemeyi önermektedir. Propaganda mekanizmaları özellikle yandaş medya üzerinden ağır bir şekilde işlemekte ve şüphe tohumları ekmektedir. Bu süreçte gerçekleri arşivlemek ve geçmiş olayları hatırlamak büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin son 23 yılı bu açıdan dikkatle incelenmesi gereken bir dönemi temsil etmektedir.

Tarihsel olayların kronolojik olarak gözden geçirilmesi birçok gizli bağlantıyı ortaya çıkarabilmektedir. Yazar bu yöntemi kullanarak okuyucuyu geçmişe doğru bir yolculuğa davet etmektedir. Zihin bulanıklığı propaganda nedeniyle artarken hafıza tazeleme en etkili çare olarak sunulmaktadır. Siyasi aktörlerin bertaraf edilmesiyle sonuçlanan olaylar tesadüf gibi görünse de ortak bir desen taşımaktadır. Bu desen AKP’nin tek başına iktidarını sürdürmesini sağlamıştır. Kamuoyu bu tür analizlerle daha bilinçli bir bakış açısı kazanabilir. Genel olarak geçmişin hatırlanması geleceğe ışık tutmaktadır.
SON 23 YILDAKİ KRONOLOJİK OLAYLAR VE SİYASİ BERTARAF EDİŞLER
2002 seçimleri öncesinde Bülent Ecevit’in sağlık sorunları ve İsmail Cem’in parti kurma girişimi dikkat çekici gelişmelerdi. İsmail Cem laik ve sosyal demokrat kitlelerin umudu haline gelmişti ancak Kemal Derviş’in ani kopuşuyla parti ölü doğdu ve Cem bertaraf edildi. Aynı dönemde Cem Uzan üç aylık kampanyayla yüzde 7 oy aldı ve Meclis dışındaki ana muhalefet oldu ancak malına mülküne el konuldu ve yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. 2007’de Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’nun birleşmesi yüzde 10 barajını aşacak gibi görünürken seçimden on gün önce darmadağın oldular. 2009’da Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası yaşandı ve açılım sürecinde İmralı’yla masaya oturulmasını zorlaştıracak potansiyel ortadan kalktı. Bu olaylar zinciri seçim dinamiklerini sürekli değiştirdi ve tek parti iktidarını pekiştirdi.
2010 referandumu öncesi Habur rezaleti AKP oylarını düşürürken CHP ve MHP yükseldi ancak Deniz Baykal kaset skandalı patladı ve CHP allak bullak oldu. Referandum rahat evetle geçti ve tek adam rejimi yolu açıldı. 2011’de sıra MHP’ye geldi ve belaltı kasetler patlayınca oy patlaması beklenen parti itibarsızlaştı. 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin anketlerde önde çıkan adayı Yılmaz Büyükerşen birdenbire değiştirildi ve Ekmeleddin İhsanoğlu ilan edildi. Asrın liderimiz güle oynaya kazandı. Bu kronoloji boyunca her seçim riskinde görünmez bir el devreye girdi ve muhalifler bertaraf edildi. Yazar bu tesadüflerin aslında sistematik bir yaklaşım olduğunu vurgulamaktadır. Okuyucular bu olayları hatırlayarak güncel gelişmeleri daha iyi değerlendirebilir.
2018 seçiminde Muharrem İnce aday yapıldı ancak sandık müşahitleri eksik kaldı ve şüpheli oylar geçerli sayıldı. Teğmen Mehmet Ali Çelebi önce CHP’ye sonra AKP’ye transfer edildi. 2023 seçiminde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu önde görünürken Kılıçdaroğlu dayatıldı ve Muharrem İnce sahte kasetlerle linç edildi. İyi Parti oyları da benzer şekilde çakıldı. Hep aynı iliştirilmiş gazeteciler rol aldı ve propaganda makinesi devreye girdi. Bu süreçte İmamoğlu’nun Ramazan’daki yargı süreci de aynı desene uyuyor. Yazar bu kronolojiyi hatırlatarak zihin bulanıklığına karşı uyarıda bulunmaktadır. Siyasi tarih bu örneklerle dolu ve hafıza tazeleme şarttır.
ZİHİNLERİ BULANDIRAN PROPAGANDA VE GERÇEKLERİ ARŞİVLEME ÇAĞRISI
Yandaş medya üzerinden yürütülen ağır propaganda zihinleri bulandırmakta ve şüpheye düşürmektedir. İnsanlar ister istemez Ekrem İmamoğlu hakkında anlatılanların doğru olabileceğini düşünmeye başlamaktadır. Bu dönemde doğruyu yanlışı ayırt etmek güçleşmektedir. Yazar bu nedenle makarayı geri sarıp gerçekleri arşivlemeyi önermektedir. Propaganda mekanizmaları özellikle seçim dönemlerinde yoğunlaşmakta ve muhalifleri hedef almaktadır. Kamuoyu bu tür taktiklere karşı uyanık olmalıdır. Hafıza tazeleme en güçlü silahtır.
Siyasal dincilik Ramazan aylarındaki zamanlamalarla kendini göstermektedir. İmamoğlu’nun seçim iptali tutuklanması ve yargılanması bu kutsal aylara denk getirilmiştir. Bu tesadüfler zihinleri bulandırırken gerçek desen ortaya çıkmaktadır. Yazar siyasal dinciliğin bu şekilde işlediğini belirterek örneklerle desteklemektedir. Propaganda karşısında susmak yerine hatırlamak gerekmektedir. Toplum bu çağrıyla daha bilinçli hale gelebilir.
Gerçekleri arşiv yazar yaklaşımı Türkiye’nin son 23 yılı için kritik bir yöntem sunmaktadır. Her olayda aynı görünmez el devreye girmiş ve iktidar korunmuştur. Bu desen unutulmamalıdır. Yazar okuyucuyu hafıza tazeleme yolculuğuna davet etmektedir. Propaganda bulutları dağıldığında gerçekler netleşecektir. Siyasi tarih bu bakışla daha anlaşılır hale gelmektedir.
Bu kapsamlı yazı Türkiye’nin siyasi tarihini hatırlatma açısından büyük önem taşımaktadır. Son 23 yıldaki olaylar kronolojik olarak incelendiğinde ortak bir desen açıkça görülmektedir. Zihin bulanıklığı propaganda nedeniyle artsa da hafıza tazeleme en etkili çözümdür. Ekrem İmamoğlu süreci de bu desenin güncel örneğidir. Kamuoyu bu tür analizlerle daha bilinçli kararlar alabilir. Gerçekleri arşivlemek geleceğe yön vermek için şarttır. Okuyucular bu uyarıları dikkate alarak siyasi gelişmeleri değerlendirmelidir.
